“Spora Destek Abhazya’nın Geleceğine Destektir"

Çarşamba, 15 Ocak 2014 21:04
2000 yılında Abazg Sohum futbol takımı 2000 yılında Abazg Sohum futbol takımı

Genel anlamda spora, ayrıntıda futbola bakış nasıldır Abhazya’da, geleceği nedir?  Bu konuları ligin başarılı ekiplerinden, diaspora takımı da diyebileceğimiz Abazg futbol takımının Teknik Direktörü Ali Anşba ve Kulüp Başkanı Şamil Adzınba ile konuştuk…

 

Sizi tanıyabilir miyiz?

 Ali Anşba: İsmim Ali Anşba, Sakarya Hendek Kalayık köyündenim. Üç kardeşiz. Babamın işi nedeniyle bulunduğumuz Kütahya’da doğdum, lise ikinci sınıfa kadar kadar burada okudum. Daha sonra ailece Adapazarı Hendek’e yerleştik ve liseyi Hendek’te bitirdim, ailem hala orada yaşıyor. Üniversite öğrenimimi yine Kütahya’da yaptım. 2001 yılında Dumlupınar Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Akademisi’nden mezun oldum. Üniversite mezuniyetime kadar Kütahyaspor’da, Eskişehir Şekerspor’da ve Tarım Kredi Spor’da profesyonel futbol oynadım. Mezun olduktan sonra Gebze’de sözleşmeli öğretmen olarak;  Beşiktaş, Fenerbahçe futbol okullarında ise antrenör olarak çalışmaya başladım. Ardından İstanbul’da Pendik, Kaynarca ve Esenyalı’da beden eğitimi öğretmenliği, Pendikspor’da antrenörlük yaptım. Böylece genç yaşta antrenörlük kariyerimi ilerlettim ancak Türkiye’de kendim için bir gelecek göremediğimden , Abhazya’da bir şeyler yapabilirim diye düşünerek  2007 yılında bir haftalık bir gözlem için buraya geldim. Türkiye’ye dönüp kısa bir değerlendirme yaptıktan sonra burada yaşamaya karar verdim. Buraya geldikten sonra iki yıl Gagra Başaran Kolej’de Beden Eğitimi öğretmenliği yaptım. Bekardım, evlendim (o zaman Abhazya Gagra milletvekili olan Amra Agrpha ile evlendi), bir çocuğum var. Önceden tanıştığım Şamil Adzınba’nın Abazg futbol takımı antrenörlüğü teklifini kabul ederek Sohum’a yerleştim. Yine birlikte Novy Rayon’da bir spor mağazası açtık ve bununla Abazg Spor Kulübü’nün finansman yükünü hafifletmeye çalışıyoruz. Halen Abazg futbol takımı antrenörlüğü görevime devam ediyorum.

Şamil Adzınba: Büyük dedem Adapazarı Hendek Bıçkı köyünden. Onun vefatından sonra Batum’a gelmişler, ben Batum doğumluyum, askerden sonra 1990 yılında Abhazya’ya üniversite eğitimi almak için geldim, Hukuk Fakültesi’ne başladım. Üniversitede Amtsabz (ateş) adında bir futbol takımı kurduk ve orada oynadım, daha önce Batum’da da futbol oynuyordum. İki yıl sonra savaş başladı, o dönemdeki birçok ünlü sporcu gibi savaşa katıldım, cephede mücadele ettim (kendisi söylemese de, sadece yaklaşık üç yüz kişinin sahip olduğu Afırkhatsa isimli üstün kahramanlık madalyasına sahip olduğunu öğreniyorum). Savaştan sonra üniversiteyi bitirdim ve 1995 yılında Abazg adında bir futbol takımı kurduk. Real Madrid koymak isterdim takımın adını (gülüşmeler), bu takımı çok seviyorum, ama Abazalığım ağır bastı. Türkiye’den Anşba Ali de gelince takımımız daha güçlendi. Ali sadece takımın antrenörü değil, benim ortağım ve çok yakın arkadaşım aynı zamanda.

Ali Anşba   Şamil Adzınba

Abazg Spor Kulübü hakkında bilgi verir misiniz? Abazg ismi nereden geliyor?

Ş. Adzınba:Abazg, Abhaz halkının tarihi isimlerinden biri olduğu gibi, aynı zamanda tarihte Anakopia bölgesinde hüküm süren bir krallığın ve başkentinin ismidir.

Ben üniversitede futbol oynarken, Ubıh arkadaşım Rafael Ampar aynı takımın teknik direktörüydü ve cephede de birlikte savaştık. Şimdi çocuk takımımızı çalıştırıyor ve üniversitede spor fakültesi bölüm başkanı. Bir dönem Abhazya Spor Bakanı olarak da görev yapan Ampar ile 1995 yılında Abazg Spor Kulübü’nü kurduk. 

Başlangıçta 15 yaşındaki yetenekli çocukları bulup çalıştırdık, ayakkabı ve forma aldık, bir futbol takımı oluşturduk. Savaş sonrasında iki grup vardı futbolda, Batı Grubu ve Doğu Grubu; birinde 7, diğerinde 8 takım vardı. İlk yıl hep yenildik, en son maçımızda Gulrıpş’ı 3-2 yendik, bu bize büyük moral olmuştu. 1998 yılına kadar diğer takımlardaki 20-30 yaş grubundaki futbolculara karşı başarılı maçlar çıkardık. Çocukların yaşı da biraz büyüdüğünde, 98’den 2003’e kadar bizden daha iyi bir takım yoktu diyebilirim. 1998 ve 2000 yıllarında ikincilik kupaları aldık (2000 yılında Şamil Adzınba da yılın antrenörü seçildi). 1999 yılında Abhazya 3’üncüsü, 2001 yılında ise Abhazya şampiyonu olduk. Bu yıla kadar benzer şekilde Abhazya liginin üst sıralarında başarılarına devam eden Abazg, en son 2013 yılında yine Abhazya 3’üncüsü oldu. Bu arada antrenör arkadaşım Ali Anşba da Abhazya Futbol Federasyonu tarafından 2010 yılında yılın antrenörü olarak ödüllendirilirken, Abhazya Spor Bakanlığı tarafından da 2013 yılının en iyi futbol antrenörü seçildi.

Abazg olarak alt yapıdan futbolcu yetiştiriyor ve bunu çok önemsiyoruz. Nitekim Abazg, 2012 yılında da gençlerde Abhazya şampiyonu oldu. 2013 yılında genç takımımız ikinci, miniklerimiz ise üçüncü oldular. 2014 yılında ise zaten bütün yaş gruplarında şampiyonuz, şimdiden söyleyelim…

Alt yapımızın her birinde 20-25’er futbolcu olmak üzere, 6 yaş grubundan başlayan minik takımımız, yıldız takımımız, genç takımımız ve A takımımız var. Bu yapı diğer Sohum takımları Nart ve Dinamo Sohum’da da var.

Abazg çeşitli milliyetlerden futbolculardan oluşuyor. Türkiye’den de Düzcespor’dan ve bazı takımlardan Abaza ve Adige gençlerden 5 transferimiz var. Bunlar futbol sezonunda gelip lig tatil olduğunda tekrar dönüyorlar. Bu futbolcularımızın Türk arkadaşları da geldi ve geçen yıl takımda oynadılar. Bizim takımımız bir yönüyle de diaspora takımı gibi. Başka bir yerde bir araya getiremeyeceğiniz insanları biz kulüp yönetimimizde bir araya getirdik. Türkiye’den gelmiş çok değerli insanları yönetime aldık ve birlikte güzel işlere imza atıyoruz. Yönetimimiz güçlü, onlara güveniyoruz. Sezon başında oturuyoruz, herkes yapabileceği desteği söylüyor, manevi destek de önemli bizim için ve dayanışma içinde götürmeye çalışıyoruz. Yavaş yavaş ama hep yukarı doğru çıkıyoruz. Böyle bir yönetim sistemi burada başka bir takımda yok.

 

Abhazya futbolunda lig sistemi ve futbola bakış nasıl?

Ş. Adzınba - A.Anşba: Abhazya’da şu anda tek lig ve 10-12 takım var. Maddi imkansızlıklar sebebiyle her yıl bütün takımlar lige katılamıyor, ortalama 8 takım katılıyor

Sohum’un 3 takımı var. Nart Sohum, Dinamo Sohum, Abazg Sohum, ayrıca rayonların birer takımı var ama söylediğimiz gibi her yıl katılamıyorlar maddi imkansızlıklar nedeniyle. Tkuarçal bu nedenle katılmıyor mesela, Oçamçıra bu yıl katılmadı yine… Gagra’nın takımı Gagra, Gudauta’nın takımı Ritsa, Gulrıpş’ın Kudrı (Kodor nehrinden alıyor ismini), Gal’in Samurzakan, Pitsunda’nın Keraz (N. Lakoba’nın Gürcülerle savaşan partizan grubunun adı), Tkuarçal’ın Şahtor (Rusça kömürcü demek, savaştan önceki adını devam ettiriyor), Oçamçıra’nın Ersal(Ersal tepesinin adı) isimli takımları var. Bunlar rayon takımları ama rayonlara bağlı köyler de birleşip takımlar çıkarabiliyorlar, Gagra’nın Sandrıpş takımı gibi. İkinci lig olsaydı, küçük takımlar da oralarda bir araya gelebilir ve kendi aralarında mücadele edebilirlerdi. Umarız önümüzdeki yıllarda da eski Sovyet sisteminde olduğu gibi yine süper lig, birinci ve ikinci lig olur.

Futbol Abhazya’da en sevilen spor dalı diyebiliriz. Kulübün finansmanına destek için açtığımız spor mağazamızda, en çok krampon, futbol topu ve forma satıyor olmamız da bunu bir ölçüsü olabilir. Geçmişten gelen bir sevgi bu, Abhazya gençleri yapı olarak eskiden beri futbola çok yatkınlar ve yetenekliler. Örneğin savaştan önce Dinamo Sohum takımı Türkiye’ye gitmiş ve Ankaragücü’nü 8-0 yenmişti. Dinamo Sohum eskiden de Sovyetler 1. liginde oynayan güçlü bir takımdı. Küçük bir ülke olarak Sovyet milli takımında 12 ünlü futbolcusu vardı Abhazya’nın. Sovyet döneminde futbola en yatkın üç halk olan Abazalar, Ukraynalılar ve Gürcüler Sovyet takımının neredyese tamamını oluşturuyorlardı. Abhazya’nın  en ünlü futbolcularından birisi, şu anda Rusya Futbol Federasyonu Başkan Yardımcısı olan Abhaz Nikita Simonyan’dır. Simonyan 1956 Melbourne olimpiyatlarında futbolda birinci olan Sovyet takımı oyuncularındandı. Halen Rusya’da futbol menejerliği yapan, geçmişte Rusya milli takımının, Dinamo Sohum’un ve Dinamo Kiev’in kaptanlığını yapmış,  dünya karmasında futbol oynamış Ahra Tsveiba’yı, Daraselya’yı, savaşta kaybettiğimiz Ahvıyadlini’yi ve düşünürsek hatırlayacağımız birçok futbolcuyu daha sayabiliriz ünlüler arasında…  

 

Sizce Abhazya’da sporun ve futbolun geleceği ne olur? Siz futbolda başarı için neler yaptınız, yapıyorsunuz?

A.Anşba: Ben burada çalışmaya başladığımda şaşırmıştım. Çok öfkelilerdi, topa bile küfür ediyorlardı, ama zamanla konuşarak ve belli bir disiplin sağlayarak bunları aştık. Ben de genellikle sakin ve iyi konuşuyorum onlarla, örneğin çağırıp formasını istiyorum ve “lütfen çıkar mısın” diyorum, nedenini soruyor, topa küfür ettim diyor. Benim antrenmanımda küfrün yasak olduğunu söylüyorum. Bir de Abaza kültürüne göre davranmalarını isteyip “haşarop (ayıp)” dediğimizde anlıyorlar, daha dikkatli davranıyorlar, sigara içiyorlarsa saklıyorlar mesela… Abhazya’da gençliğin görünen problemlerinden uzak tutuyoruz ve Abhaz geleneksel terbiyesini hatırlatıyoruz, anlatıyoruz, kendi davranışlarımızla da göstermeye çalışıyoruz onlara, sadece spor öğretmiyoruz. Öfkelerini, enerjilerini oyun için kullanmalarını istiyoruz. Ayıbın olduğu, birbirlerine saygının olduğu, bizim takımımız karma bir takım, değişik milliyetlerden sporcular var, önemli olanın iyi insan kötü insan olduğunu, kardeşlik dostluk bağlarıyla davranmalarını ve dayanışma içinde olmalarını öğretmeye çalışıyoruz. Sporun temelinde de bu var.

Türkiye’de de çalıştım antrenör olarak, ama buradaki çocuklar kadar yetenekli çocuklar görmedim gerçekten, spora çok yatkınlar. Türkiye’deki hoca-futbolcu ilişkisinden farklı yaklaşıyoruz sporcuya, futbolcu bana, beni şurada şöyle oynatırsan daha iyi oynarım diyebilecek kadar özgüvene sahipler, kendilerini iyi tanıyor, biz de fırsat veriyoruz. Mümkün olduğunca onların özgüvenlerini zedelememeye çalışıyoruz.  

Gençler özellikle bireysel sporlarda çok iyiler. Futbolda da çok yetenekliler sadece biraz disiplin problemi var, bir şekilde bunu çözdüğünüzde çok güzel yeteneklerle karşılaşıyorsunuz. Sporcularımızın fiziksel özellikleri ve tekniği kavrama kabiliyetleri çok yüksek, doğru bir disiplin programıyla inanılmaz başarılar elde edebilirsiniz bu çocuklarla. Kendilerine güvenleri de o derecede yüksek, aileler özellikle inanılmaz bir özgüven vererek yetiştiriyorlar çocuklarını, başarılarının bir sırrı da bu bence. Genlerimizde var bu.

Ş. Adzınba: Örneğin Rus futbolcuların yüzde 1’i başarılı olurken, bizim futbolcularımızın yüzde 10’u başarılı oluyor. Sporcu potansiyeli çok burada, özellikle daha kalabalık olan köylerde çok yetenekli çocuklar var. Eksik olan sporcudan çok teknik kadro, çalıştırıcı, teknik direktör, hakem gibi spor adamları. Üniversitede beden eğitimi ve spor bölümü var ama işlevsel değil, öğretim görevlisi maaşları çok düşük, tesis ve uygulama yok. Mezunlardan yüzde 4-5’i ancak kendi alanında çalışabiliyor. Aynı şekilde Sandrıpş’da bir futbol lisesi var, Rusya’dan bazı takımlar buraya gelip kamp yapıyorlar. Eskiden çok başarılı bir eğitim kurumu iken şimdi eski imkanlara sahip değil.

Ş. Adzınba - A.Anşba: Abhazya’nın geleceğinde spora yapılan yatırımın çok önemli bir yer tutacağını düşünüyoruz. Rusya’nın burada tesis yatırımları yapmaya başladıklarını biliyoruz. Rusya’nın tüm takımları şimdi örneğin kamp için Antalya’ya gidiyorsa, buraya yaptıkları tesislerden sonra önümüzdeki yıllarda hepsi buraya gelecek ve spor burası için önemli bir sektör, bir gelir kaynağı olacak. Türk takımları ve diğer ülke takımları da gelecek belki buraya.

Abhazya’da Abhazya Devleti’nin geleceği ne kadar iyi olursa, sporun geleceği de buna paralel olarak iyi olur. Çünkü devlet desteği ve ilgisiyle yakından ilgili sporun gelişmesi.

Ama bizim Abazg’daki öncelikli amacımız, gençleri başka yanlış alışkanlıklar yerine spora yönlendirmek, vakitlerini kendilerine faydalı olan sporla, futbolla doldurmak. Zaten istekli ve yetenekli oldukları için başarı sonra kendiliğinden geliyor. Bir anlamda gençleri kötü alışkanlıklardan uzak tutuyoruz.

 

Abazg’ın Rusya, Türkiye ve diğer ülkelerle ilişkileri nasıl?

Şu anda tanınmadığımız için uluslararası resmi bir karşılaşma yapamıyoruz, FİFA da tanımıyor bizi dolayısıyla sadece Rusya takımları ile hazırlık maçları, özel turnuvalar çerçevesinde kalıyor müsabakalarımız. Yavaş ama emin adımlarla ilerliyoruz göreve geldiğimizden bu yana. 5 yıl sonra UEFA’da olacağımıza inanıyoruz, sonra şampiyonlar liginde olabiliriz. Bu bizim için hayal değil gerçek. Avrupa’nın 3-4 yıl sonra bizi tanıması demek buradan ilk 3 takımın direk UEFA’ya gitmesi demek. Alt yapılara bu kadar önem vermemiz, tesisler yapmamız, bütün çalışmalarımız bu hesaplar üzerine ve ileriye yönelik. Çünkü Avrupa bizi mutlaka bir gün tanıyacak biliyoruz. Biz önce devlet olarak bunların üstesinden gelmek için hazırlanmalıyız, sonra sporda mutlaka dünya çapında başarılarımız olacaktır, bundan hiç kuşkumuz yok.

2010 yılında Türkiye’ye gittik ve Beşiktaş kulübü alt yapılarıyla kardeş kulüp anlaşması imzaladık. Ancak 3 ay sonra, çok iyi anlaştığımız teknik direktör Tayfur Havutçu görevden ayrıldı.  Yine de hala turnuvalarda karşılıklı takım gönderme, alt yapılara küçük yaşta futbolcu gönderme anlaşmalarımız devam ediyor. Aynı anlaşma Fenerbahçe kulübüyle de var. 2013 yılında da gittik Türkiye’ye Eskişehirspor’la çok iyi bir ilişki kurduk ama kısa bir süre sonra başkanı değişti (Şamil; "şansımız çok ama kısmetimiz yok" diyor, gülüyoruz)

Geçen yıl Beşiktaş yıldız takımı buraya geldi ve Abhazya Spor Bakanlığı tarafından Ahra Tsveiba adına düzenlenen futbol turnuvasına katıldılar. Turnuvaya Abhazyadan iki takımın yanı sıra Ukrayna’dan Şaktardoneks, Rusya’dan Dinamo Moskova, Krasnodar, Çeçenistan’dan Terek takımı birkaç takım daha katıldılar. Müsabakalar sonunda Beşiktaş yıldız takımı ikinci oldu. Bu turnuvada çok güzel bir sinerji yakaladık, hepimiz için faydalı oldu. Bundan iki yıl önce düzenlenen benzer bir turnuvaya da Türkiye’den bir Çerkes takımı olan 1864 takımı katılmıştı.

 

Türkiye’ye söylemek istedikleriniz var mı?

Ş. Adzınba - A.Anşba: Türkiye’de Abhazya’yı seven ve destek vermek isteyen insanlar varsa, buradaki her spor dalındaki gençleri desteklemeliler. Spora yapacakları destek, Abhazya’nın geleceğine, sağlam, sağlıklı insan yetiştirmeye verecekleri destektir aynı zamanda. Ne yapacağını bilmeyen pırıl pırıl yetenekli gençlerin doğru yönlenmesine, yeteneklerini yanlış alanlara kaydırmamasına verecekleri destektir. Bu maddi destek olabilir, malzeme desteği olabilir, tesis desteği olabilir. Örneğin, boks salonlarından çıkmayan başarılı gençler var ama boks eldivenleri yok, dereceler alan koşucular, jimnastikçiler var, ayakkabıları yok;(gülüşmeler).  bazı şehir takımlarının futbol topu yok, oynayacakları saha yok. Geleceğin sporcuları kadar spor adamları, yöneticileri, hakemleri yetiştirmek lazım, bunlar maddi destekle olacak işler. Bizi destekleyen çeşitli sponsorlarımız oldu geçmişte Türkiye’den, minnettarız. Sizin aracılığınızla Türkiye’deki dostlarımıza sesleniyoruz. Burada spora yapacakları destek aslında Abhazya çocuklarına ve gençlerine yapılan yatırımdır, onların geleceğine yapacakları katkıdır, bunu böyle düşünmeleri lazım. Aynı zamanda bu çocukların ailelerine ve Abhazya halkına destek olmuş olacaklar. Abhazya’yı ve Abhaz halkını biraz tanıyanlar bunun ne kadar önemli olduğunu biliyorlar, ne kadar yetenekli pırıl pırıl gençler olduğunu, bunların iyi örneklere ve sadece biraz desteğe ihtiyaçları olduğunu biliyorlar…

Müslümanların hacca gittiği gibi Türkiye’deki kardeşlerimizin de her yıl buraya gelmeleri gerekiyor. UNESCO diyor ki, nüfusu 300 binin altına düşen milletler için yok olma tehlikesi vardır. Burada bizim sayımız az ama Türkiye’de daha kalabalığız, sık sık bir araya gelmeli güçlerimizi birleştirmeliyiz. Her konuda buraya destek versinler, kendileri orada olsalar da gözleri kulakları burada olsun. 150 yıldır orada yok olmadan durumlarını korumayı başaran kardeşlerimiz, şimdi vatanımız Abhazya’yı koruma altına almalı ve sürekli iletişim, dayanışma içinde olarak korumalılar. Türkiye ile internet aracılığıyla olduğu gibi televizyon yayınları yoluyla da iletişim kurabilsek spor alanında daha iyi duyurabilirdik sesimizi. Her konuda olduğu gibi bunda da medyanın gücü tartışılmaz ve Türkiye’den izlenebilecek bir televizyonumuz olmalı.

Rusya ve dünya futbolunu takip ediyoruz ama Türk futbolu bize daha yakın geliyor, daha teknik ve daha güzel buluyoruz. Türkiye’ye gidip oynayamıyoruz oyuncularımızın pasaport problemleri ve maddi problemlerimiz var. Ama onların buraya gelmeleri halinde karşılıklı tecrübelerimizi paylaşabiliriz…

 

                                                                     Röportaj: Behice Bağ