Gürcü Yönetimi Aynı Masalları Anlatmaktan Bıkmıyor

Cuma, 03 Ekim 2014 17:30

Dünya Ekonomik Forumu için İstanbul'a gelen Gürcistan Cumhurbaşkanı Giorgi Margvelaşvili  TRT Dünya Gündemi'nin stüdyo konuğu oldu. Abhazya ve Güney Osetya konusundan, Rusya ile ilişkilere kadar birçok soruyu yanıtlayan Gürcü lider geçmişten hiçbir ders çıkarmadıklarını açıkça gösteren cevaplar verdi. Gürcü liderin sadece Abhazya ve Güney Osetya konusunda değil, İkinci Dünya Savaşı sırasında Gürcistan'dan sürülen ve hala Gürcistan'a dönmelerine izin verilmediği için Dünyanın dört bir yanında sefalet içinde yaşayan Ahıska Türkleri hakkında verdiği yanıtların inandırıcılıktan ne kadar uzak olduğu da gözlerden kaçmadı. Gürcü yönetiminin çözümsüzlükteki ısrarını göstermesi açısından (okuyucularımızın sabrına güvenerek) bu söyleşiyi aynen yayınlıyoruz.

(TRT Spikeri): Rusya’nın bugünkü eylemlerine baktığınızda Ukrayna'da biliyorsunuz Kırım konusunda referanduma gidildi. Benzerlik görüyor musunuz, Abhazya ve Osetya'da olanlarla Kırım'da olanlar arasında?

( Gürcistan Cumhurbaşkanı Giorgi Margvelaşvili): Çok düzgün bir şekilde ifade ettiniz. Ukrayna'da olanlar aslında herkesin uyanmasını sağladı. Sadece Gürcüler ve Ukraynalılar için değil, Avrupalı dostlarımız da durumun farkına vardı. Dünyanın dört bir yanında herkes şunu gördü ki, Abhazya, Osetya olayı ve Kırım olayı, Donetsk ve Lugank olayları hep aynı senaryonun parçaları. Rusya, Gürcistan, Ukrayna ve diğer bağımsız ülkeleri, kendi arka bahçesi olarak görüyor ve bunu bütün dünya anladı sanıyorum. Avrupalı dostlarımız, Batılı ortaklarımız, bunun ne kadar tehlikeli olduğunu fark ettiler.

O yüzden zaten yaptırımları devreye soktular Rusya'ya yönelik...

Ama bence çok yakında Ruslar da bunun ne kadar tehlikeli olduğunu anlayacaklar. Kontrol edilemez küçük alanlar, isyankar alanlar, biliyorsunuz Rusya’nın etrafında böyle küçük oluşumlar var. Güney Ukrayna, Kırım, Osetya Abhazya sorunu bir şekilde onlara geri dönecek. Uluslararası alanda Rusya’ya ciddi sorunlar çıkarıyor bu tür bölgelerin varlığı. Bir çok para yatırılıyor biliyorsunuz ama bu paranın geri dönüşü yok ve sınırlar kontrol edilemez. Oradaki halklar dostane olmayan bir ortamda yaşadıklarını düşünüyorlar. İşte bu sorunlar, belli bir noktaya ulaşınca rasyonel olarak çözümü de araştırılacaktır. Yani farkındaysanız her bir durumu ayrıymış gibi konuşuyorduk ama şimdi daha geniş bir resimde daha küresel bir şekilde bakabiliyoruz.

Herkes toprak bütünlüğünden bahsediyor ama 6 yıldır Rusya ile sorunlarınızı çözemediniz. Ne yapacaksınız Abhazya ve Osetya konusunda?  Nasıl barış sağlayacaksınız?

Gürcistan şu ya da bu şekilde toprak bütünlüğünü sağlayacak. Başka yolu yok. Tek taraflı bağımsızlık ya da Rusya'nın desteklediği işgal Abhazya ve Osetya'da kabul edilemez. Toprakların tekrar bize döndürülmesi için pek çok fırsat buluyoruz aslında. Barışa başka alternatif yok. Gürcistan’ın toprak bütünlüğü çok önemli. Evet karmaşık gözükebilir. Ama bu tür sorunlara çok çabuk çözüm bekleyenler konuyu yeterince anlamıyorlar demektir. Elbette tek çözüm Abhazya ve Güney Osetyanın Gürcistan’a yeniden katılmasıdır. Biz böyle bir süreci destekliyoruz. Türk dostlarımız bize yardım ediyor. Avrupa'da dünyanın dört bir yanında bize yardım eden dostlarımız var. Ama bu sorunun siyasi ve uluslararası boyutu.

Öte yandan işgal altındaki bölgelerde yaşayanlarla Gürcistan'daki yeni yönetimin ve Gürcistan halkının onlarla barış yapmak istediğini, bu konuda her fırsatı yaratmaya çalıştığını, Avrupa Birliği'ne entegrasyon sürecinde bunların ona yararlı olacağını anlamaya başladılar. Bizim sahip olacağımız bütün refahı onlarla paylaşmak istediğimizi Abhazya ve Güney Osetya’daki insanlara hissettiriyoruz. Bu mesajlarımızı iletiyoruz. Ve bu barış ancak ortak çabalarımızla sağlanabilir. Abhaz ve Oset dostlarımızın bizimle bu çabaya katılmalarını istiyoruz. Bu barışçı mesajın alternatifi yok. Evet zaman alacak ama duvarlar yıkılır biliyorsunuz bu tarihi bir gerçeklik. Gerçekliğin dışında bir örnekte yok. Berlin duvarının yıkılmayacağına inanan insanlar vardı ama biliyorsunuz yıkıldı. Şimdi Abhazya ve Osetya arasındaki duvarlar da yıkılacak. Yeniden bir ülke olacağız onlarla.

Savaş dönemine dönersek Saakaşvili'nin dönemine bakıyoruz. Rusya'yla ilişkiler kopmuştu, çok gergin bir süreçti. Ama sonra biraz yumuşama gördük son zamanlarda.

Ben bu arada Türk dostlarımıza çok teşekkür etmek istiyorum. Bu konuda müzakere sürecinde bize gerçekten çok destek oldular. Kişisel olarak çaba gösterdiler. Aktif diplomasi yürüttüler.

Evet, bunun üzerinden 6 yıl geçti. Şu anda son durum nedir? Rusya da bazı ambargoları yumuşattı. İlişkiler nasıl?

Siyasi olarak zor ama düzgün bir pozisyona geçtik ikili ilişkiler açısından. Net bir şekilde şunu söyleyebilirim. Abhazya ve Osetya'nın işgal altında kalmasını asla kabul edemeyiz. Rusya için de zorlu bir konu olduğunu biliyoruz. Ama yine de işbirliği yapabileceğimiz alanlar olduğunu da biliyoruz. Ticaret bunların başında geliyor. Dolayısıyla ticari ilişkilerimizi, ticaret konusundaki diyalogumuzu yoğunlaştırdık. Şarap gibi mineralli su gibi geleneksel ürünlerimizin satılmasını sağladık Rusya’ya. Bu her iki tarafa da fayda sağladı.

Bir başka önemli konu da kültürel ilişkilerimiz. Gürcüler ve Ruslar şu ya da bu şekilde birlikte olabilir. İkisi de ayrı iki ülke olabilir ama ortak bir kültürümüz var. Rus şairler ve Rus sanatçılar hep Tiflis’e gelirler. Ayrıca Gürcüler ve Ruslar arasında kişisel ilişkiler var. Biz bu konuda da ilişkilerimizi geliştiriyoruz. Gerilimi düşüreceğiz. Gerilimi düşürdükçe de en zor konuya doğru diyalogumuz artacak. Neden Rusya gibi bir süper güç askeri ekonomik kaynakları güçlü bir ülke, küçük dostu Gürcistan’ı işgal etsin ki? Buraya geleceğiz.

İlişkilerin düzeyi şu an nasıl?

Cenevre ve Prag'da iki toplantı yaptık. İki görüşme sürecimiz var. Görüşmeye devam ediyoruz ama ben inanıyorum ki ana konuya bir gün geleceğiz. Rusya'nın güney komşusu ya ekonomik açıdan sürdürülebilir, istikrarlı, barışçı bir ülke yani Gürcistan olacak. Ya da böyle bir kaç küçük kontrol edilemez devletler olacak. Hangisini tercih eder ki Rusya elbette dostane bir ülkeyi tercih edecekler.

Gürcistan Rusya savaşı sırasında NATO bazı açıklamalar yaptı ve sizi desteklediklerini de söyledi. Tabii askeri olarak müdahale etmedi. Sizin hedefiniz ne? Avrupa birliğiyle, diğer Avrupa kuruluşları açısından nasıl bir entegrasyon düşünüyorsunuz. NATO üyeliğinizi de Rusya düşünmek bile istemiyor. Ne düşünüyorsunuz bu konularda?

Biz inanıyoruz ki çok daha istikrarlı bir bölge sağlamak için NATO üyeliği iyi bir araç. NATO Rusya ilişkilerine bakalım. Rusya'nın Türkiye ile çok iyi bir ilişkisi var. Ama Türkiye NATO'nun en güçlü üyelerinden biri. Turizminiz var, ticaretiniz var iki ülke arasında. Askeri ortaklıklar da söz konusu Rusya’nın NATO üyesi ülkelerle. Mesela Almanya ile çok iyi ilişkisi var Rusya’nın. Baltıklarda NATO üyesi ülkelerin sınırlarında hiç bir sıkıntıları yok harika bir güvenlik söz konusu, iyi ilişkiler söz konusu. Rusya ile NATO üyesi ülkeler arasındaki ilişki çok iyi. Son derece barışçıl, turizm, ticaret, kültürel ilişkiler hep sürebiliyor.

Aynı ilişkileri neden Gürcistan’la kurmasınlar ki. Turizm, ekonomi, başka ortaklıklar olabilir. Türkiye ile olduğu gibi. Türkiye NATO üyesi bir ülke ve onunla aynılarını yapabiliyor. Biz de aynısını istiyoruz NATO açısından. Altına çizmeliyim ki NATO'yu toprak sorunumuzu çözmek için bir kaynak olarak görmüyoruz. Türk dostlarımız da bunu çok iyi biliyorlar. Biz NATO'dan istikrar istiyoruz. istikrarı da daha fazla refah sağlamak için istiyoruz. Ne NATO ne de Avrupa Birliği birilerine karşı, başka ülkelere karşı oluşumlar değil. Bu projelerin her ikisinin de Kafkaslara çok faydası olacağını düşünüyorum. Rusya açısından da iyi olacağını düşünüyorum.

Karadeniz’e bakarsak istikrarın ne kadar önemli olduğunu söylediniz. Ama Kırım’ın ilhakı sonrasındaki Osetya ve Abhazya’yı da düşününce gerçekten Karadeniz’in kuzeyinde önemli yerler kazanmış oldu Rusya. Bunu nasıl yorumlayacaksınız?

Bu kötü bunu konuştuk. Karadeniz’deki diğer ortaklarımızla Türk dostlarımızla konuştuk bu konuyu. Bulgaristan’daki dostlarımızla bu konuyu konuştuk. Karadeniz, bütün Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler için fırsat denizi olmalı. Gürcistan’ın kıyısı var, fırsatları var Avrupa’yla ticaret açısından. Tabi Rusya’yla toprak sorunu çözüldükten sonra. Diğer ülkelerle de Aynı şeyi yapabiliriz Türkiye’de dahil olmak üzere. Aradenizi ticaret ve işbirliği açısından dondurmak çok saçma değil mi komik olmaz mı. Ruslar da bu konunun önemini anlayacaklar. Rusya için Karadeniz’den sıcak denizlere inmek, büyük topraklar almak onun için önemliydi ama bu tarihseldi. Ama bu fırsatları ve buradaki süreci dondurmak iyi olmaz. Çözümler bulmalıyız. Karadeniz’i fırsat denizine ekonomik ve turistik açıdan fırsat denizine çevirmeliyiz.

Ahıska Türklerinin geri dönüşüyle ilgili bir soru sormak istiyorum.

Biz onları Sovyet rejimi sırasında yerlerini kaybetmiş insanlar olarak nitelendiriyoruz.

Biz de onları Ahıska Türkleri olarak anıyoruz. Bir geri dönüş süreci başladı. Ama çok yavaş ilerliyor bu geri dönüş süreci. Ne aşamadasınız?

Her şeyden önce şunu söylemeliyim ki eski Sovyetler rejimi altında yaşayan hemen herkesin sorunlu bir geçmişi var. Yani biliyorsunuz ki maalesef o rejim insanları bir yerden alıp başka bir yere yerleştiriyordu. Gürcüler için de aynı sorun var hala devam eden bir sorun bu. Sovyetler Birliği'nin yıkılmasından sonra bile vatandaşlarımızın hakları korunamıyor. Kendi ülkemiz içinde yerinden olmuş üç yüz bin insan var. Ama çok sorumlu bir şekilde bu konuyla yüzleşiyoruz. Bağımsızlığımızı kazandığımızdan beri bu konunun üzerine gidiyoruz, çözmeye çalışıyoruz. İlk cumhurbaşkanımızdan beri bu sorunun çözülmesi gerektiğini dile getirdik. Saygıyla bir çözüm üretmeye çalıştık.

Avrupalı ortaklarımızın da desteği ile bu insanların geri dönmesini sağlayacak yeni bir süreç başlattık. Şu ana kadar altı bin insan bu süreçle geri döndü. Kayıt altına alındı. Ama tabi onların kimliklerini tespit etme süreci devam ediyor. Ama tabi kimlikleri tespit etmek, ülkeye geri dönmelerini sağlamak için yeterli değil. Önce bir belge olması lazım. Kimlerdi bunlar onu tespit etmek gerekiyor. Ama tabi ondan sonra onların geri dönmesi ayrı bir konu. Epeydir uğraşıyoruz bu konuyla. Nasıl geri dönmeliler, hükümet olarak geri dönüşlerinde nasıl bir koşul yaratabiliriz. Bir kaç gün önce yeni bir süreç başlattık yeni stratejiler üzerinde anlaştık. İki tane önemli konu var bu kişilerin geri dönmeleri için. Bir tanesi saygın, onur bir şekilde kötü olmayan koşullarda dönmelerini sağlamak yani saçma sapan bir dönüş olmasın.

Biraz açıklar mısınız bu onurlu dönüşü?

Elinizde bir pasaport olabilir ama ülkeye döndüğünüzde çok kötü koşullarda yaşamak zorunda kalabilirsiniz. Kendinizi gerçek eşit bir vatandaş gibi görmezsiniz de ama pasaportunuz vardır. Bunu iyileştirmek istiyoruz. İkinci ayağı da şu entegrasyon süreçlerinden bahsetmek istiyorum. Biz kaynak ayıracağız. Onlara dil öğretmek konusunda var olan koşullara adapte olabilmeleri için de bir bütçe ayırdık. Tabi bu bir zaman alacak. Biliyorsunuz zaten daha geçmiş yirmi yıl içinde yerlerinden olan insanların sorunlarını çözmeye çalışıyoruz. AHISKA Türklerinin sorunu ise yetmiş yıllık bir sorun. Son yirmi yıl içerisinde hatta son altı yıl içinde de evinden yerinden olmuş insanlar var ama biz bu sorunları çözeceğiz. O insanların onurlu bir şekilde dönüşünü ve entegrasyonlarını sağlayacağız.

Türkiye Gürcistan ilişkilerine geri dönersek, kültürel ve tarihi açıdan bağlarımızdan hep söz ediyoruz. Şimdi ticaret de işin içine girdi. Şu anda Gürcistan ve Türkiye arasında önemli bir ortaklık var. Türkiye Gürcistan’ı en önemli ticaret ortağı. Bir buçuk milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşıldı. Bakü-Tiflis-Ceyhan, Trans Anadolu doğalgaz boru hattı, demir yolu projeleri. Bunlardan bahsettiniz,  bunun dışında başka neler yapılabilir?

Ben size küresel projelerden bahsettim. Türkiye ve Gürcistan arasındaki ilişkiler daha küçük ama başarılı yatırımları da içeriyor. Tabii bizim Rusya ile kötü ilişkilerimiz nedeniyle uzun bir süre kalkınma ve ticaret açısından sorunlu bir dönem geçirdik. Ama Türkiye her zaman güvenilir ve dostane bir ortak oldu. Özellikle bizim ortak ticaretimizi geliştirmek açısından ve gürcü iş adamlarına hep fırsat tanıdı ki ilişkiler gelişsin. Bağımsızlığın ilk günlerinden başlayarak Türkiye ile hep ilişki içinde olduk. Ticaret hacmimiz hep arttı.

Geçen sene için belirlenen hedef neydi?

Yatırımları arttırıyoruz. Ortak projelerin sayısını arttırıyoruz. Ticaret hacmini genişletmeye çalışıyoruz. Hükümetler olarak bütün aramızdaki bariyerleri yıktık. Bunu başardık. Biliyorsunuz aramızda vergi yok. Ki bu iş açısından çok iyi bir ortam. Bu atmosfer içinde hükümetler olarak tabi küresel projeleri de birlikte yapıyoruz. Tabi bunun çerçevesinde küçük işletmeler de bundan yararlanıyor.

 

Kaynak: Kuzey Haber Ajansı