Abaza Yeni Yılı “Ажьырныҳәа - Ajırnıhua” Törenlerle Kutlandı

Pazartesi, 14 Ocak 2019 10:13

Abhazya'da “Eski yeni yıl”, “Yaratılış günü”, “ikinci yılbaşı” gibi isimlerle bilinen ve her yıl 13-14 Ocak tarihlerine rastlayan yeni yıl etkinliği bu yıl da geleneksel törenlerle kutlandı.

Abazaların en önemsedikleri kutsal günlerden olan Ajırnıhua’da özellikle kırsal kesimde, bahçede demircilik aletlerinin bulunduğu bölümde, yüce yaratıcıya kurbanlar adandı, dualar edildi, demircilerin koruyucu tanrısı Шьашәы’dan (Şaşuı) yeni yılın iyi geçmesi, aile bireylerine ve sülaleye şans getirmesi için dilekler dilendi, hane ve hane halkı törensel ayinlerle kutsandı.

Ажьырныҳәа- Ajırnıhua Nedir?

1918 yılına kadar Jülyen Takvimi'nin kullanıldığı Abhazya'da, bu yıldan itibaren Miladi Takvim kullanılmaya başlanmış, iki takvim arasında 14 gün fark oluşmuştur. Günlük yaşamda Miladi Takvim'in kullanıldığı Abhazya'da, Ortodoks Kilisesi ise halen dini bayram kutlamalarında Jülyen Takvimi'ni kullanır, ancak Ajırnıhua Abazalara özeldir ve farklı ritüeller uygulanır. Bu takvime göre yeni yıl 13 Ocak gecesine denk geldiği için, Abhaz Ortodokslar da kutlamalarını da bu tarihte yapmaktadırlar.

Dolayısıyla günümüzde iki kez yeni yıl kutlaması yapan Abazalar yeni yılı, hem dünya ile birlikte 31 Aralık'ta, hem de geleneksel ve dini olarak 13 Ocak’ta kutluyorlar.

Tarihin her döneminde çok uluslu ve çok dinli bir yapısı olan Abhazya’da, Hristiyan, Müslüman ve pagan inanışların halen birarada yaşıyor olmasının ve bazen karma dinsel uygulamaların yaşatılmasının bir ürünü olarak varlığını sürdüren bu inanışın geçmişinin iki bin yıldan daha eski tarihlere dayandığı bilinir.

Bu törende Tanrı Şaşuı’nın ön planda olması ve ona dualar edilmesinin, Abazaların geçmiş dönemlerde haklı olarak demirciliğe verdikleri önemden kaynaklandığını söyleyebiliriz. Öyle ki avcılık, tarım ve savaş aletlerinin kaynağı demircilik, o dönemlerde günlük hayatın ayrılmaz bir parçası olarak yaşamsal önemde olduğundan Abhaz mitolojisinin de önemli unsurlarından biri olarak tarihte yerini almıştır.

Yapılan törenler, geleneği bilen kişilerin ve etnologların anlatımına göre küçük değişiklikler gösterse de kısaca şöyle özetlenebilir:

Büyük güne hazırlık için, bir yıl boyunca birilmiş olduğuna inanılan kötü enerjiden, fenalıklardan arınmak için aile bireyleri dua edilmiş suyla yıkanır, bahçeye, eve, ağaçlara bu sudan serpilir. Kötü ruhları uzak tutmak için bir hayvan postu veya kafatası bir yere asılır. 

13 Aralık  günü üç yaşında, bembeyaz (lekesiz) bir keçi kurban edilir. Ailedeki her erkek birey için birer horoz, kadınlar için birer tavuk kesildiği de olur. Günümüzde bunlar bulunmadığında dana da kesilebiliyor. Hayvanlar pişirilir, içi peynirle doldurulmuş küçük çörekler yapılır ve bir şölen sofrası hazırlanır. Kesilen hayvanların kalbi, ciğeri, bir parça derisi ve bir çörek parçası, şiş şeklinde hazırlanmış fındık veya ceviz dalına geçirilir. Aynı akşam gün batımında, aile bireyleri bahçede demir örsünün etrafında toplanırlar. Törenin bu bölümüne sadece aile üyelerinin katılmasına dikkat edilir (ev sahibi kadın, gelinler ve aileden olmayan konuklar katılamaz, henüz evlenmemiş kızlar ve ailenin erkekleri törene katılabilir. Diğer kişiler ev kapısının önünde bekleyerek uzaktan izleyebilirler. Tören yerine yürüyüş sırasında geriye dönmenin, arkaya doğru bakmanın uğursuzluk getireceğine inanılır). Ailenin en yaşlısı olan kişi sol elinde yiyecek geçirilmiş şiş, sağ elinde kırmızı şarap kadehi olduğu halde, Abazaların en güçlü tanrılarından olan Şaşuı’ya ailesi için, ülkesi için, değerli bulduğu şeyler için dualar eder. Daha sonra yaş sırasına göre diğer aile üyeleri de dua eder ve orada bulunan herkes dualar eşliğinde, tercihen evde yaptıkları mumları yakarak örsün üzerine koyarlar. Mumlar eriyip örsün üzerine aktıkça kötülüklerin eriyip gittiğine inanılır. Kesilen keçinin boynuzları demircilik aletlerinin olduğu yere asılır, daha sonra eve dönülür ve sofraya oturulur.

Abazalar da bir çok halkta olduğu gibi nazara inandıkları için, ailenin bir yılını iyi geçirmesi için, nazar gözü iyi olan bir insan, diğer konuklardan daha önce davet edilir ve sofraya oturtulur, ardından diğer konuklar ve aile bireyleri otururlar. 

Diğer yandan yemek sonrası çocuklar ellerine torbalarını alarak komşu evlere gidip kapıları çalarlar, dualar ve iyi dilekler okuyarak ev sahibinin şölen sofrasından verdiği ikramlıkları ve tatlıları alırlar, arkadaşlar topladıklarını biraraya getirip ikinci bir şölen sofrası keyfi yaşarlar.

Bazı insanlar eve aӡatәgetirir (kutsanmış hayvan). Çoğu zaman seçilen kutsal hayvan inek olur ve hayvana da evdeki  şenlik yemeğinden ikram edilir.

Tören bununla bitmez, asıl önemli kutsama ertesi sabah yapılır. 14 Ocak sabahı, kutsama töreni yapılmadan kimse yataklarından kalkmaz. Evin en büyüğü olan kişi  erkenden kalkar, bahçeden sarmaşıklar, ceviz ve fındık dalları toplar, etrafta haneye ait tüm yapılara girip çıkar, etraflarında dolaşarak dualar eder, kapılara sarmaşık dalları asar, elindeki mısır tanelerini etrafa saçarak eve gelir. Evin dış kapısına da sarmaşıktan yapılmış bir çelenk asar, tek tek odalara girer ve içeridekilerin üzerine mısır taneleri, bozuk paralar serperek fındık ve ceviz dalları kırarak yere atar, aile bireylerine tek tek iyi dileklerde bulunur, dualar eder, aile için bolluk, bereket, iyi şans dileyerek evi kutsar.

Aynı gün aileler yavaş yavaş dışarı çıkar, komşu ve akraba ziyaretleri yapılarak karşılıklı kutlamalar yapılır, dualar ve iyi dileklerde bulunulur.

Fotoğraflar: Apsnypress-Sputnik Apsny