Neden "Altın Post"?

Cumartesi, 28 Eylül 2013 22:00

 

Bu sitenin adını neden Altın Post koyduğumuz okurlar tarafından merak edilecektir kuşkusuz. Bilindiği gibi Altın Post efsanesi, Ege Denizi’nin bugünkü Yunanistan kıyılarında başlayıp Karadeniz’de devam eden ve yine başladığı Ege kıyılarında biten ilkçağın en büyük destansı öykülerinden biridir. Bu öyküyü  İsa’dan önce III. yüzyılda yaşamış Apollonios adındaki ünlü bir mitoloji yazarı sayesinde öğreniyoruz. Bu ilginç mitolojik öykü kısaca şöyledir:  

 

Bugünkü Yunanistan'ın doğusunda bir kent devleti olan Thebai‘nin kralı Anthamas'ın peri kızı Nephele’den doğma Phiriksos adında bir oğlu ve Helle adında bir de kızı vardır. Üvey anneleri  İno, ülkede süren kuraklığı bahane ederek kral Anthamas’ı kandırıp çocukların tanrılara kurban edimeleri yolunda ikna eder. Olayı öğrenen anne Nephele çocuklarını kurtarmak için harekete geçer. Baş tanrı Zeus onun yalvarmalarına kayıtsız kalmaz; çocuklarını kurtarması için ona altın postlu bir koç gönderir. Nephele çocuklarını koça bindirerek kaçmalarını sağlar. Ancak boğazdan geçerken kızı Helle denize düşer. Phiriksos ise Karadeniz’i aşarak  Kafkasya’nın karadeniz’deki kıyısı Kolkhis ülkesine ulaşır. Kolkhis Kralı Aites onu iyi karşılayıp misafir eder. Phiriksos yardımlarından dolayı koçu Zeus’a kurban edip altın postu Kral Aites’e armağan eder. Kral Aites de bu postu savaş tanrısı Ares’e adanmış kutsal korulukta saklar.

Aradan yıllar geçer. Teselya’nın Ege Denizi kıyısındaki İalkos ülkesinin kralı, tahtını kuzeni zorba Pelias’a kaptırmıştır. Aison’un oğlu İason büyüdükten sonra babasının tahtını geri istemeye başlar. Zorba Pelias İason’dan kurtulmak için bir kurnazlık düşünür ve  İason’a Kolkhis’e gidip altın postu geri getirmesi halinde tahtı ona bırakacağını söyler. Bunun üzerine İason ünlü usta Argos’a bir gemi yaptırıp, geminin yelkenlerini Tanrıça  Athena’ya dokutur. Sonra ülkedeki gözü pek yiğitleri toplayıp denize açılır. Uzun ve maceralı bir yolculuktan sonra Kral  Aietes’in ülkesi Kolkhisya’ya ulaşır. Kendisine aşık olan kralın kızı büyücü Mediea’nın yardımıyla altın postu alıp kralın oğlu Prens Abystros’u da rehin eder ve Mediea’yla beraber denize açılır. Kendilerini yakalamak için peşlerine düşen Aites ve adamlarını güçlükle de olsa atlatarak altın postu yerine ulaştırır.

Mitolojik edebiyat, büyük ölçüde sembollerle konuşma sanatıdır. Bu efsanede geçen terimleri ve isimleri kısaca açıklayacak olursak:

Kolkhis ülkesi:  Karadeniz’in güney doğusundan başlayıp Çoruh havzasına kadar uzanan bölgenin ilkçağlardaki adıdır. Bu kelime, Abaza dil bilimcisi Ömer Beygua’ya göre “altın parçası, altın halka” anlamına gelmektedir. Bu durum Grek yiğitlerinin böyle bir yolculuğu neden göze aldıklarını daha anlaşılır kılmaktadır.

Kral Aites: Sondaki Yunanca olan es-os ekini attığımız zaman ortaya çıkan isim,  Abaza efsanelerinde çok yakından bildiğimiz Kral Ayt, ya da Hayt’tan başkası değildir. Bu kelimenin sonundaki “t”  harfi, ayrıca kralın Ay ailesinden olduğunu da belirtmektedir. Turçaninov ‘un okuduğu Maykop taşındaki kralın da Ay ailesinden olduğunu hatırlarsak mitoloji ile arkeolojinin ilginç bir şekilde örtüştüğünü görürüz.

Prens Abystros(Apsırt)  İsminden de anlaşılacağı üzere bu prens Absil halkının prensidir. Bir Abaza boyu olan Apsyller (daha sonraları Bizans kayıtlarından da anlaşılacağı üzere) o çağlarda Kolkhis  ülkesinde yaşamaktaydılar. Daha sonraları dağları aşıp Kuzey Kafkasya’daki ovalara dağılarak Adigelerle birlikte yaşamaya başlamışlardır. Rusların Abazin dediği Kuzey Abazaları bunlardır. Halen Türkiye‘de ağırlıklı olarak Uzunyayla bölgesinde yaşıyorlar ve kendilerini Apsılbarışp olarak adlandırıyorlar. 

 

Bu kategoriden diğerleri: « Editörler