Bir İstanbullunun Gözüyle Sohum

Cuma, 20 Aralık 2013 15:24

 

Hülya ÖZATALAY (Emekli Öğretmen)

 

Tanrı Dünya üzerindeki toprakları milletler arasında paylaştırmaya karar vermiş. Dağıtımın yapılacağı gün bütün ulusların temsilcileri gelmiş ve toprakların paylaşımı yapılmış. Fakat Abhazlar haklarını almak için ertesi gün gelmişler. Temsilci, Tanrı’ya kendilerine söz verdiği toprağı almaya geldiğini söylemiş. Tanrı da cevap olarak toprakları bir gün önce dağıttığını söylemiş ve onların neden zamanında gelmediklerini sormuş. Onlar da açıkça, bir gün önce konukları olduğu için gelemediklerini söylemişler. Tanrı bu açık sözlülükten, misafire verilen değerden çok hoşnut kalmış ve onlara kendisi için ayırdığını söylediği cennet parçası gibi olan bu toprakları vermiş. O günden sonra Abhaz halkına göre Tanrı cennette yaşar, Abhazlar da Tanrı’nın Dünya üzerindeki dinlenme köşesinde yaşarlar...

Gerçekten de Abhazya sırtını Kafkas dağlarına yaslamış, iklimi son derece ılıman, yemyeşil bir doğanın içinde çok güzel bir ülke… Özellikle yaz aylarında Rus halkının akın akın geldiği bir dinlenme, tatil beldesi. Ülkenin yüzölçümü 8600 kilometrekare, nüfusu 250 bin kişi civarında, başkenti ise Sohum’dur.

Caddelerin çoğu yemyeşil bulvarlar şeklinde yapılmış.

 

Her gelişimde Sohum bir başka güzel

Üç yıl arayla Sohum’a iki kez gittim. İlk gidişimle ikinci gidişim arasında büyük farklar gözlemledim. 2009’daki ilk seyahatimde mağazaların vitrini yoktu, evler mağaza olarak kullanılıyor, içeriye ev kapılarından giriliyordu. Kapıda yazılan mağaza adları da Kiril alfabesi ile olduğu için ne dükkânı olduğunu dışarıdan anlamak mümkün değildi... 2012’de ikinci gidişimde üç yıl içinde o kadar büyük değişiklikler olmuş ki bütün mağazalar vitrine kavuştuğu gibi alışveriş merkezleri bile açılmıştı.

Kızımla eşi ve torunum orada yaşadıkları için onlardan öğrendiğime göre ben gitmeyeli daha pek çok iş yeri, sahilde güzel kafe ve restoranlar açılmış…

Sohum, Karadeniz kıyısında son derece dinlendirici, çok sakin, huzurlu bir sahil şehri. Trafik sıkıntısı yaşanmayan bir yer. İşin en güzel yanlarından birisi de orada kaldığım dört ay içinde bir kere bile ne trafikte ne de sokakta bir kavgaya şahit olmadım.

Botanik bahçesinde birçok ağaç ve çiçek örneği var.

 

Abhazya’da nereleri gezmeli

Abhazya’da gezilebilecek başlıca yerler, Yeni Afon Manastırı, Pitsunda Kilisesi, Sohum Botanik Parkı, Maymunlar Parkı, Ritsa Gölü ve Milli Park, Afon mağaraları.

Afon mağaraları sarkıt ve dikitlerden oluşan altı dev bölüme sahip. Mağaralara girmek için kısa bir tren yolculuğu yapmak gerekiyor. Akustiği güzel olduğu için bu mağaralarda zaman zaman konserler de verilebiliyor.

Sohum sahilinde çok keyifli bir yürüyüş yolu var. Bir uçtan bir uca gitmek için yaklaşık bir saat yürümek gerekiyor. Yolun orta noktalarında bir yerde ağızlarından sular püskürten ejderhaların bulunduğu bir havuz var. Genellikle cumartesi ve pazar olan düğün günleri çiftler resim çektirmek için aileleri, arkadaşları ile birlikte bu havuza geliyorlar. Bu arada içkilerini içiyor, beraberlerinde gelen müzisyenlerin çaldıkları müzik eşliğinde danslar yapıyorlar.

Sohum Devlet Tiyatrosu'nun önündeki ejderhalı havuz herkesin popüler fotoğraf dekoru.

 

Sohum’a sadece Gala’nın kahvesini içmek için bile giderim

Gene bu sahil yolu üzerindeki küçük bir kulübede çok güzel kahve yapan bir aile var. Kahveyi çok değişik bir yöntemle pişiriyorlar. Kahvenin pişiriliş özelliği çok uzun saplı, her biri bir kişilik olan cezvelerle, kum üzerinde pişirilmesi. Sonuçta bildiğimiz Türk kahvesi içiliyor ama gerçekten her fincanda bol köpüklü ve lezzetli bir kahve keyfi yaşamış olunuyor. Zaman zaman ülkenin ileri gelenleri, hatta cumhurbaşkanı bile buraya gelip kahvesini içiyor.

İnsan sahilde kahvesini içerken gerçekten başka türlü dinleniyor...

 

Şehirde yaşam

Yöneticilerle halkın iç içeliği ayrıca dikkat çekiyor. Markete gittiğinde ülkenin herhangi bir bakanı seninle birlikte sıraya giriyor ve alışverişini yapıyor ya da bir başkası sahilde yanında eşi ile sohbet ederken çocuğunun pusetini sürüyor.

Şehirde gelen turistlerin konaklayacağı oteller, yöresel yemeklerin yeneceği “paskha” adı verilen restoranlar mevcut. Ülkenin para birimi ruble, gelenler yanlarında getirdikleri doları döviz bürolarında rahatlıkla bozdurabilmekte. Konuşma dili olarak yerli halk her ne kadar Abhazca konuşsa da ortak dil olarak Rusça kullanılmakta. Ayrıca önceki yıllardan buraya gelip yerleşen Ermenilerle ve Türkiye’den buraya gelip yerleşenlerle Türkçe de konuşmak mümkün. Hatta bazı alışveriş yerlerinde Türkçe bilen kişiler mevcut. Alışveriş yapmak için bazı anı hediyelik eşyaları ve şarap dışında mağazalardaki ürünlerin büyük bir bölümü Türkiye’den gittiği için alınacak fazla bir şey bulunamamakta.

Tabii ülkenin en büyük sıkıntısı da Rusya ve birkaç ülke dışında başka ülkeler tarafından tanınmamak. Bu nedenle Sohum’a gitmek için en çok kullanılan ulaşım şekli önce Rusya’nın güneydoğusundaki Soçi’ye uçakla gitmek ve oradan tutulan bir araba ile Sohum’a varmak oluyor.

Sizlere aktarmaya çalıştığım gibi Sohum, hem bahar aylarında hem de yaz aylarında, değişik bir yöre tanımak, denize girmek, gözlerini ve ruhlarını dinlendirmek isteyenlerin keyif alacakları huzurlu bir şehir.

Bu iskeledeki martıları seyretmek bile dünyalara bedel...

 

 

 

 

Bu kategoriden diğerleri: Sohum'un Büyülü Atmosferi »